Ana Sayfa

ANA MENÜ

ab & TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

 

Tarihsel Gelişim

 Tarihçesi ve Yakın Dönemdeki Gelişmeler

Avrupa Birliği ile olan ilişkiler 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanıp 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren ve AET ile Türkiye arasında ortaklık ilişkisinin kurulmasını sağlayan Ankara Anlaşmasına dayanmaktadır. Bu anlaşmanın temelinde üç aşamada tesis edilen Gümrük Birliği bulunur. Anlaşma ile birlikte bir Mali Protokol oluşturulmuş, ardından ikinci Mali Protokol 1970 yılında üçüncüsü de 1977 de imzalanmıştır. Ankara Anlaşması ile ayrıca periyodik olarak toplanan ve ortaklıkla ilgili konuları görüşen bir Ortaklık Konseyi oluşturulmuştur. Söz konusu kurumsal çerçeve, gümrük birliğinin nihai aşamasının uygulamaya konulması ile birlikte genişletilmiştir.

Ortaklık Anlaşması 23 Kasım 1970'de imzalanan ve 1 Ocak 1973'de yürürlüğe giren Katma Protokol ile desteklenmiştir. Katma Protokol 22 yıllık bir süre zarfında gümrük birliği hedefine ulaşılmasını teminen alınacak teknik önlemlerin zaman çizelgesini sunmaktadır. 14 Aralık 1987'de Türkiye Avrupa Birliğine tam üyelik müracaatında bulunmuş, AB Komisyonu müracaata 18 Aralık 1987 tarihli görüşüyle yanıt vermiştir. Komisyon "Türkiye ile katılım müzakerelerinin hemen başlatılmasının faydalı olmayacağına" kanaat getirerek hem ekonomik hem de siyasi gerekçelerini açıklamıştır. Komisyon ayrıca "Kıbrıs meselesinin" ve Yunanistan ile Türkiye arasındaki ihtilafın "olumsuz etkilerinin" altını çizmiştir.

Bununla birlikte, Komisyon görüşünde "Türkiye'nin genelde Avrupa'ya doğru olan dışa açılımını dikkate alarak, Topluluğun Türkiye ile olan işbirliğini devam ettirmesi gerektiğine inandığını" ifade etmiş, ayrıca "Türkiye ile olan ilişkileri derinleştirerek ülkenin siyasi ve ekonomik modernleşme sürecini en kısa sürede tamamlamasına yardımcı olmanın Topluluğun da menfaatine olacağını" belirtmiştir.

Konsey 5 Şubat 1990 tarihinde Komisyon'un görüşünde belirtilen hususları esas itibariyle benimsemiş ve Komisyon'dan görüşünde belirtilen AB-Türkiye ilişkilerinin güçlendirilmesi gerekliliğine dair ayrıntılı öneriler hazırlamasını talep etmiştir. Komisyon 7 Haziran 1990 tarihinde gümrük birliğinin tamamlanması, mali işbirliğinin başlatılması ve derinleştirilmesi, sınai ve teknolojik işbirliğinin teşvik edilmesi ve siyasi ve kültürel bağların güçlendirilmesi dahil olmak üzere bir dizi öneriyi benimsemiştir ("Matutes Paketi"). Bu paket Konsey tarafından onaylanmamıştır.

6 Mart 1995'de AK-Türkiye Ortaklık Konseyi gümrük birliğinin nihai aşamasına geçmeye ve mali işbirliğini başlatmaya karar vermiştir. Konsey ayrıca bazı sektörlerde işbirliğini artırma, kurumsal işbirliğini güçlendirme ve siyasi diyalogu derinleştirme kararı almıştır. 13 Aralık 1995'de Parlamento gümrük birliği için uygun görüşünü vermiştir. Gümrük Birliği'nin nihai aşamasına geçilmesine dair Karar 31 Aralık 1995'de yürürlüğe girmiş; kurumsal cephede Gümrük Birliği Ortak Komitesi adı verilen bir istişare merci oluşturulmuştur. 15 Temmuz 1996'da Genel İşler Konseyi Türkiye dahil, 12 Akdeniz ülkesi için geliştirilen MEDA programı hakkındaki Yönetmeliği benimsemiştir.

28 Kasım 1996'da gerçekleştirilen Başkanlar Konferansı sonrasında, Parlamento'ya Komisyon'un MEDA programı (375 milyon Euro 1996-99 yıllarını kapsayan dönemde Türkiye için kullanılacaktır) çerçevesinde finanse etmek istediği projelere dair görüş verme olanağı tanıyan özel bir prosedür kabul edilmiştir. Yeni prosedüre rağmen, 1997 yıl sonu itibariyle taahhüt edilen bütçe 103 milyon ECU'ye ulaştı. 1998-99 dönemi içinde 272 milyon Euro'lük bir bütçe programlandı.

Apeldoorn'daki (16 Mart 1997) gayri resmi Dış İşleri Konseyi sonrasında, 29 Nisan 1997'de AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısında Avrupa Birliği, Türkiye'nin AB'ne üyelik konusundaki ehliyetini tekrar yineledi. Avrupa Birliği, ayrıca, Türkiye'nin müracaatının başvuruda bulunan diğer ülkelerle aynı ölçütlere göre değerlendirileceğini belirtti ve Komisyon'dan, Avrupa Birliği Türkiye ilişkilerinin gelecekte gümrük birliği bağlamında geliştirilmesine ilişkin bir belge hazırlaması istendi.

Gündem 2000'de "Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin sorunlarını çözme ve AB ile daha yakın ilişki kurma çabalarına destek olmaya devam etmesi" mütalaa edilmiş ve bu noktada 15 Temmuz 1997'de Komisyon tarafından Türkiye ile ilişkilerin daha ileri düzeye getirilmesi konusunda kabul edilen belgeye gönderme yapılmıştır.

Bu belge gümrük birliğinin konsolide edilmesi, yeni alanları (hizmet ve tarım) kapsayacak şekilde genişletilmesi ve bazıları ikinci ve üçüncü ayak kapsamında bulunan çeşitli sektörlerde (çevre, enerji, telekomünikasyon vb.) işbirliğinin arttırılması için bir dizi önlem önermektedir. Komisyon Türkiye'ye ayrıca insan hakları durumunu iyileştirme konusunda yardımcı olma önerisinde bulunmuştur. Bu amaçla Komisyon, Türk yetkililerinin insan hakları ve hukukun üstünlüğüne olan saygıyı arttırma çabalarına katkıda bulunmak üzere, yetkili Türk mercileri ve sivil toplum örgütleriyle işbirliğinde bulunmayı öneren program taslağını hazırlamıştır. Bu öneri Türk yetkilileri tarafından henüz işleme konulmamıştır.

Aralık 1997'deki Lüksemburg AB Konseyi "Türkiye'nin AB'ne üyelik konusundaki ehliyetini" üst düzey katılımla tekrar teyit etmiştir. Hükümet ve Devlet Başkanları ayrıca "Türkiye'yi her alanda Avrupa Birliğine yakınlaştırarak katılıma hazırlayacak" bir strateji belirleme kararı almıştır. Bu stratejide "Ankara Anlaşması ile tanınan imkanların geliştirilmesi, Gümrük Birliği'nin derinleştirilmesi, mali işbirliğinin uygulamaya konulması, yasaların uyumlulaştırılması ve Avrupa Birliği müktesebatının benimsenmesi; her bir olay bazında kararlaştırılmak suretiyle, çeşitli programlara ve kurumlara Türkiye'nin katılımı..." bulunacaktır. Ayrıca, AB Konseyi Türkiye ile olan bağların güçlendirilmesine imkan verecek ilkeleri belirlemiştir (sonuçlarda 35. paragraf). AB Konseyi ayrıca Türkiye'nin de diğer aday ülkeler gibi Avrupa Konferansa katılmak üzere davet edileceğini ifade etmiştir. Lüksemburg'daki AB Konseyi'nde yapılan talebi takiben, Komisyon 4 Mart 1998'de "Türkiye için Avrupa Stratejisine" ilişkin ilk önerileri kabul etmiştir.

Genişleme sürecindeki gelişmeler

Helsinki'deki AB Konseyi'nde belirtildiği üzere (10-11 Aralık 1999), Konsey "Türkiye'de son zamanlarda yaşanan olumlu gelişmeleri ve ayrıca Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyum yönündeki reformlarını sürdürme niyetini memnuniyetle karşılar. Türkiye, diğer aday devletlere uygulananlar ile aynı kriterler temelinde Birliğe katılmaya yönelmiş bir aday devlettir." Helsinki'de alınan kararlar AB-Türkiye ilişkilerinde bir dönüm noktasıdır. Diğer aday Devletler gibi Türkiye de, reformlarını teşvik etmeye ve desteklemeye yönelik bir katılım öncesi stratejiden istifade edecektir.

Üç yıl aradan sonra Ortaklık Konseyi ilk defa Nisan 2000'de Türkiye başkanlığında toplanmıştır. Konsey'de iki önemli siyasi karar alınmıştır; birincisi Ortaklık Komitesi kapsamında sekiz alt-komitenin oluşturulması, ikincisi de AB ve Türk satın alma piyasalarının karşılıklı olarak birbirlerine açılması ve hizmetlerin serbestleştirilmesi amacıyla yapılacak anlaşma müzakerelerinin başlatılmasıdır. Müzakerelerin ilk turu gerçekleştirilmiştir. AB Konseyi tarafından resmen 8 Mart 2001 tarihinde Kabul edilen Katılım Ortaklığı Belgesi , AB'nin katılım kriterlerinin karşılanması yönünde ilerleme kaydedilmesi amacıyla Türkiye için önceliklerin belirlendiği bir yol haritasıdır.

Katılım Ortaklığı'nın amacı Komisyon'un Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği yolunda kaydettiği ilerlemeye ilişkin 2000 yılı Düzenli Raporu'nda tanımlanan çalışma gerektiren öncelikli alanları, bu öncelikleri hayata geçirmek için Türkiye'ye sağlanmış olan mali olanakları ve bu yardımların tabi olacağı şartları tek bir çerçeve altında bir araya getirmektir. Türk hükümeti bu Katılım Ortaklığı Belgesi ışığında 19 Mart 2001'de Müktesebat'ın Üstlenilmesi için Ulusal Programı (UP) kabul etmiştir.

Program geniş çaplı bir siyasi ve ekonomik reform gündemi ortaya koymaktadır. Eş zamanlı olarak UP'ın uygulanması, koordinasyonu ve izlenmesine ilişkin bir kararname de kabul edilmiştir. 15 ve 16 Haziran 2001'de Göteborg'da yapılan Avrupa Konseyi'nde Ulusal Program 'olumlu bir gelişme' olarak tanımlanmış ve Türkiye, katılım öncesi stratejisinin mihenk noktası olan Katılım Ortaklığı'nın önceliklerini hayata geçirmek için somut adımlar atmaya teşvik edilmişti.

26 Şubat 2001'de Konsey Türkiye'ye yapılacak olan katılım öncesi mali yardımının koordinasyonuna yönelik bir düzenlemeyi kabul etti.

Konsey, 5 Haziran 2001'de Komisyon'a Türkiye'nin münferit Topluluk programlarında yer almasına ilişkin yasal prosedürleri basitleştirecek bir çerçeve anlaşmanın Türkiye ile müzakere edilmesi için yetki verdi.

Türkiye'nin Avrupa Çevre Ajansı ve Avrupa Bilgi ve Gözlem Ağı'nda (EIONET) yer almasına ilişkin müzakereler sonuçlanmıştır.

Konsey Aralık 2001'de Türkiye'ye katılım öncesi mali yardımına ilişkin bir düzenlemeyi kabul etti. Bu yeni düzenleyici çerçeve AK'nin Türkiye ile mali işbirliğine katılım odaklı bir yaklaşım sağlıyor. Tüm aday ülkeler için olduğu gibi mali yardım Katılım Ortaklığı'nda belirlenen öncelikler üzerinde yoğunlaşmalı.

Kredi: http://www.deltur.cec.eu.int/ab-tarihce.html

 

ANA SAYFA | OKAB HAKKINDA | OKAB TAKVİM | SUNULAR | AB & TÜRKİYE İLİŞKİLERİ | BROŞÜR VE FORMLAR | GÖREV DAĞILIMI l SIKÇA SORULAN SORULAR | LİNKLER | İLETİŞİM

 

Copyright (c) OKAB- T.C.  Orta Karadeniz Kalkınma Birliği Tüm Hakları Saklıdır.